dikkat:gıcıklığım üstümde olabilir.

Ekim 2, 2007 at 10:25 am (sevgili gunluk, sevgulut)

Efendim, ben düğünlerden nefret ederim.
Benim düğünüm olsun istemem. Şöyle 20-30 kişilik, şık bir kokteylim olsun isterim. Mümkünse hiçbir akrabam gelmesin, sadece patronumu, yakın arkadaşlarımı falan çağırayım. Elimi sıkarak kutlasınlar, şap şup öpmesinler. Altın maltın da takmasınlar. Zaten kokteyl yarım saattten fazla sürmesin. Şık beyaz eldivenli garsonlar beyaz şarap dağıtsınlar (şampanya sevmem.), herkese bu mutlu günümüzde yanımızda oldukları için teşekkür edelim, defolsunlar.
Ben düğünlerden nefret ederim. Şiman teyzelerin göbeklerini hoplata hoplata halay çektiklerini, bıyıklı amcaların kasap havası oynarken terleyen koltuk altlarını falan hayal ettikçe midem kalkar. Ben kabuslarımda babamın belime kırmızı kuşak bağladığını görürüm. Bana altın takmaya çalışan ev kadınları üstüme üstüme gelir. Koşturup duran embesil akraba çocukları kirli elleriyle pastamı parmaklar. Sırf bu yüzden en büyük hayalim kocaya kaçmaktır. İşi oldu bittiye getirmek isterim. Ufak bi tatil yapıcaz ayağına uzaaaak bir yere kaçıp “anne, ben şu an evleniyorum bilio musun ehuhehe” diye telefon etmek isterim.
Ben düğün fotoğraflarından da nefret ederim. Hep gelin yüksekçe bir yerdedir, damat aşağıdan mal mal bakar. Dikkat edin, bütün düğün fotoğraflarında damadın suratında aynı salak ifadeyi göreceksiniz. Fotoğrafçı gelinliğin modelini göstermek için geline abuk subuk pozlar verdirir, arkasını döndürüp boynunu kırarcasına objektife çevirir mesela. Ya da gelin hanım ayakkabılarına çok para harcamıştır, uzun bacaklı bir sandalyeye oturur, bacak bacak üstüne atar.Ellerini de dizinde kavuşturur, ya da hemen yanında dikilen kocasına tutturur. Damadın suratına itinayla “ben bu kadına tapıyorum, allahım,ne kadar güzel” ifadesi yerleştirilir, gelinde ise daha çok bir zafer havası vardır, “30uma gelmeden kelek kocayı kaptım,haha” gibi. Bi de fotoğrafçı geline nasıl bir gaz vermişse artık, fotomodel gibi hissetmiş kendini, dudaklar hafif aralık, gözler kısık, bir bacak önde, şuh, ama şişko bir gelin adayı, ve ona melül melül bakan poz vermekten yüz kasları seğirmiş koca!
En çok gelinliklerden nefret ederim. 1.55 gelin kasnakla etekleri balon gibi açılmış kabarık gelinlik giyer. Ya da koca memeli başka bi tanesi straplez diye tutturur. Kıllı kollarını kapatmak için yaz düğününde dirseklere kadar beyaz eldiven giyen gelinler vardır. Her tarafından teller, tüller, boncuklar fışkıran rahatsız beyaz elbise! Hele o duvak!! O aptal ritüel !! İmza atılır, damat herkes gelinin yüzünü görsün diye duvağı açar, gelini alnından öper.
* Deniz,beni herhangi birinin önünde alnımdan öpersen seni boşarım,bilmiş ol. Belime kırmızı kuşak bağlamaya çalışan olursa kendi düğünümden kaçarım. Zaten düğün müğün çekemem, nikah kıyarır, mürüvvetimizi görmek isteyen gelir, bi de pasta keseriz bahçede. Sade, elbisemsi bir gelinlik giyerim,duvak muvak takmam. Hiçbir yerime kına yaktırmam. Gelin arabası falan da süsletmem. Davul&zurna ikilisini gözüm görmesin. Düğün bütçesini bana kocaman pırlanta bir alyans almak için kullanabilirsin.sevgiler,sevgilin.

7 Yorum

  1. HMF demiş ki,

    Ekim 2, 2007 12:02 pm

    is edindim kendime sana davullu zurnali koy dugunu yapcam :P

    hihihi..

  2. stickman demiş ki,

    Ekim 2, 2007 12:43 pm

    ne güzel, bunları düşünen tek kişi ben değilmişim. Ben nikaha bile karşıyım. ne o, hehe evet, kabul ediyorum, ayağa basmalar filan. iki kişi sevmişse birbirini, hayatlarını birlikte yaşamak istiyorlarsa, tutarlar bi ev yaşar giderler kardeşim.

  3. eysean demiş ki,

    Ekim 3, 2007 8:19 am

    merhaba,
    benim bana fotoğrafçı ve bize her hafta sonu gelin gelir. onlar gelince ben kaçarım eğer oradaysam. insanların nasıl bu kadar saçma salak fotoğraf çektirdiklerini anlamam. hele seçilen arka planları görünce bilgisayarı tekmeleyesim gelir. hele gelinin yanında ekürisi olarak gelenler fotoğrafçıdan çok fotoğrafçı olmaya çalışırlar ya, gıcık olurum,eteklerine vişne suyu dökmek isterim onların.
    düğün dediğin, gelinlik dediğin,fotoğraf dediğin sade ve şık olmalıdır.
    bence de en iyisi kaçmak!

  4. Hayat Kaçkını demiş ki,

    Ekim 3, 2007 10:07 pm

    ah canım benim ben de yumurta kapıya dayanıncaya kadar aynen senin gibi düşünüyordum. gençlik işte :) işler ciddiye bindiği anda, annemin kontrolü altına girdim tamamen.. insanlar genelde bu durumlarda kendilerini tamamen unutup “ailemi nasıl mutlu edebilirim”i düşünüyorlar… zaten evlilik nedir ki?? annem babam rahat etsin…

  5. TugCe demiş ki,

    Ekim 4, 2007 3:29 am

    Teyzem düğününde gelinlik giymemişti, krem rengi hoş bir elbise almıştı, zaten pazartesi arayıp biz perşembe evleniyoruz demişlerdi…Anneannem ve annem ve birkaç adet komşu evde kanepeler filan hazırlamışlardı, kırlıkta da bir yer bulunup, az insan ile kendi arkadaşlarının çaldığı bir düğün olmuştu..
    Hatta teyzem kuaföre bile en son gitmişti, çünkü teyzem ve eniştem son ana kadar kardeşim olan bebeğe baktılar annem rahat etsin biraz yoruldu diye :D
    Birden aklıma o geldi.

  6. jelatin demiş ki,

    Ekim 4, 2007 12:59 pm

    Ben davul ve zurna sesine bayılıyorum ya.

  7. Goddess Artemis demiş ki,

    Ekim 7, 2007 8:36 am

    Şekerciğim,

    Kelime‘nin düğün-dernekle ilgili yazdığı bir yazıya yaptığım yorumu lütfen oku. Senin ruh durumuna ve düşüncelerine katılmakla kalmıyor, daha da ileri bir noktayı gösteriyorum sana;

    Evlilik Konusu: Nikahta Keramet

Yorum Yapın