Hatırla Sevgili

Hatırla Sevgili’yi Youtubedan izlemeye başladım.
Rüya doğduğundan beri Yasemin necdet’e aşık olacak,ve dizinin akışı değişiecek diye bekliyorum,ama nafile galiba.Aşık falan olmadığı gibi, bir de 20. bölümde terkedip gitmeye kalktı kaltak! Ulan sen ne biçim insansın?Adam önce senin hayatını kurtarmış,sonra ele güne rezil olma demiş,namusunu kurtarmış,başkasının veledine gebeyken evlenmiş senle. Bağrına taş basmış, aşkını kalbine gömmüş, sana açılıp herşeyi imkansız hale getirmemiş. Kızını kızı bilmiş,zaten senden daha iyi bakıyor çocuğa. Ananın babanın tasasına hep bu düşmüş. NANKÖR! Alıp başını haber vermeden trene mi binecektin? Başkasının nikahındayken elin adamıyla Kıbrıscık’a mı kaçacaktın? Babasız çocuk doğurmanın utancıyla yaşayamayan, onurundan gururundan intihara kalkan sen değil miydin? Bu ne perhiz,bu ne lahana turşusu! Anam Necdet ne yapsın, adamın karısı başkasına kaçmış,elaleme ne desin, hiç düşünmez misin? A aşüfte? O minnak kızı babasından ayırmaya nasıl kıyarsın? Sırf sen elin hötözüne aşık oldun diye bitanecik yavrunu koleranın kırıp geçirdiği mahrumiyet bölgesine nasıl götürürsün? Sen ne biçim anasın?
Necdetciğim öyle mi ya… O nasıl yüce gönülllü bir insan.. Hayallerimin erkeği! Okan Yalabık’ı zaten çok ama çok beğenirim. Ama o Ahmet ne öyle.. Kara kuru,bir gözü de şaşı mıdır nedir? Hep böyle bön bön bakmalar..Ağzı bir karış açık.. Evli çocuklu kadını ne diye kışkırtırsın be adam? Namussuz! Bencil! Düşüncesiz! Ben böyle sadece romantizmden ibaret salak erkekleri hiç sevmiyorum. Azıcık mantıklı ol. Aşkmış.. Her şeyden öteymiş.. Peh! O dediğin 20 yaşındayken olur. İşin içine evlilik girdi mi, annelik girdi mi beni aşar o dediğin. Aşk, meşk, esamesi okunmaz!
Ben Yasemin olsam, Necdetle kurduğum düzenin tadını çıkarır, kızımı o mutlu huzurlu yuvada büyütmek isterdim. Ahmeti de hemencecik unuturdum. 5 sene sonra dönecek de,ona kaçacağım..Olmaz o iş. Bulmuşum Necdet gibi mükemmel baba- mükemmel koca, Ahmet de neymiş, çamların altında iki koşacağız, yok efendim mehtapta üç beş öpüşeceğiz diye..Alır Necdet’i götürürüm Aşıklar Tepesine. Bok kafalı Yasemin.
yok anacım yok,bu yeni nesil bi başka türlü.
mariachi.
beni mutlu eden çok az şey var günlük.çok az.gerçekten. ve hepsi de çok zor ulaşılan şeyler,kahretsin.
MissMarttle İstanbulda..
Efendim,gelsin 24 saat msn geyikleri..Gelsin babayla beraber akşam koşuları..Balkon-deniz-rakı-gün batımı-kavun keyifleri..
ekstrem günler..
Bizim apartman çift asansörlü.Sağdaki tek katlara,soldaki çift katlara çıkıyor.Benim evim 5 katta, asansörden indiğinizde direk karşınıza çıkan daire de bizimki. Bazen asansör dolu oluyor ve bir an önce yukarı çıkmak istediğim için çift katların asansörünü kullanıp altıncı kata çıkıyorum. Ama balık hafızalı olduğum için yolda hangi asansöde olduğumu unutup,iner inmez zile basıyorum. Allahtan 22 numaranın zili farklı çalıyor,ev sahibi kapıyı açmadan olaya uyanıp ortadan kayboluyorum.
Bugün yine çok dalgın bir günümdeydim ,geç yatıp erken kalkmıştım falan, bizim asansörde servis dışı ışığını görünce çiftlerinkini çağırdım. Geyt güzel bindim, sonra indim, anahtarımı çıkardım,kilide soktum,çevirdim,açtım ve kadının teki çığlık attı! İnanılmaz bişey,bizim anahtarımız 22 numaranın kapısını açıyormuş! Kadın ilk şoku atlatınca panik dolu gözlerle bana evinin anahtarını nerden bulduğumu sordu. Bende binlerce kez özür dileyerek bunun tamamen tesaddüf olduğunu,kendi evimin anahtarını kullandığımı falan anlatmaya çalıştım. Tabii ki bana inanmadı ve alt kata indik. Gözlerinin önünde kendi kapımı açtım, ikna edememiş olmalıyım ki,”tövbe tövbe,çoluğum çocuğum var benim..” diyerek gitti. Muhtemelen çiligir çağırmıştır sonra. Aslında bu durumda bizim de kilidi değiştirmemiz gerekiyor sanırım.
Başka absürd bir anım da dün geceye dair..Odamda pencere yok.Sadece balkon kapısı var.Kapı sıkışmış,bişeyler olmuş,açamıyorum ve odayı havalandıramıyorum,korkunç bişey bu. Balkona salondan da geçilebiliyor, geçip arkadan iktirsem belki açılacak kapı ama, balkon kapısı kitli ve anahtar da balkon tarafında kalmış…Ve ben 1 aydan uzun süredir odamı havalandırmak için evdeki bütün pencereleri açıp kapıların çarpmasına sebep oluyorum.Dün gece ders çalışmamak için bahaneler üretirken,konuya el atmaya karar verdim. Kapıyı zorlayarak açamayacağımı anlayınca, salondaki kapının camını söküp anahtarı kurtarmaya, böylelikle balkona geçip kapıyı o taraftan zorlayarak açmaya karar verdim..ve bu dahiyane planımı uygulamak için pencere lastiklerini söktüm,itinayla çerçeveyi çıkardım,camı çıkartırken bütün parmaklarımı kestim..Sonunda balkona ulaştım,kapıyı zorladım gene açılmadı,hüsrana uğradı..sonra camı tekrar taktım,çerçeveyi tekrar yerleştirdim,lastikleri tekrar oturttum..Hala ders çalışmak istemiyordum,balkonu yıkadım,sandalyelerle minderleri yerleştirdim, çay demledim,oturdum balkonumda içtim..bütün bunlar olurken karşı apartmanda rakı içen üç yurdum delikanlısı gecenin ikisinde cam söken,balkon yıkayan,çay içen manyak kızı seyrettiler..falan..
ohannesburger.
Finaller geçiriyor.4 sınava girdim,şu anda başarı yüzde elli.İlerleyen günlerde bu başarı grafiğinin düşeceği garanti.Yani bu temmuzda da plan yapmak haram bana.İşin kötü tarafı,bütünlemelerden sonra İngiltereye uçuyorum, sanırım istanbulda 3-4 gün kalabileceğim sadece. Bugün okuldan kabul mektubum geldi,evle ilgili onay yazısını da faksladılar.Çok heyecan verici,yıllardır dilimdeydi ama,ciddi ciddi gidiyorum,ve şaşılacak biçimde hiçbir sorun çıkmadı hala!
Eda Burdura gitti,akşamları ödüm patlıyor evde yalnız başıma.Asansör kapısı her açıldığında yerimde zıplıyorum.Hırsızın yedek anahtarımızı çaldığı,ve bizim de kilidi değiştirmediğimiz düşünülürse..Ama üst kilidi de kitliyorum!(allahımm…ben ne yapıyorum…)Bütün ışıklar yanık,televizyon açık uyuyorum.Her gece saat ikide elektrikler kesiliyor.Dört buçukta yeniden geliyor.Buzdolabı çalışmaya başladığı an uyanıyorum.gözüme girdiği için en azından odamın ışığını söndürüyorum.Sonrası yine huzursuz bir uyku. Nasıl olsa eda yok diye bulaşıkları yıkamıyorum,her yeri dağıtıyorum, yemek yapmıyorum…Sersefil halde ev..Eda,çabuk gel canım arkadaşım..Sensiz derbeder oldum ben…
Yarın akşam Biosta Electric vol. bilmemne varmış,ona gidicez galiba.5 tane grup varmış,4 ‘ü İstanbuldanmış,süppermiş falan…Bu sefer fotoğraf çekeyim de bloga renk olsun bari..
çok linkli post.
Cuma akşamı Bios’ta çok eğlenceli bişey vardı.Smadj diye bi adam,Tunus asıllı bir Fransız…S.O.S diye bir projesi var, ya da grup mu olmuşlar denir her ne ise. Ud,keman,perküsyon çalıyorlar,ama elektronik… yani etnik elektronik Mehmetin deyimiyle, ya da Mert’in deyimiyle elektronik fasıl.Ben çok eğlendim,göbek attım,gerdan kırdım falan…Bi yerlerde rastlarsanız görmeye değer derim.
Dün de Charlie’nin Çikolata Fabrikasını seyrettim beş milyonuncu kez. Sonra youtube’ladık biraz, Mehmet bana bunları gösterdi;
birincisi
ikincisi
Sonraaaaa, bi de yeni bi oyuncağım var: musicovery
son olarak da böyle bişey: dobadi!
