kesinlikle bir stil ikonu olmadığımın farkındayım.

Nisan 30, 2007 at 3:38 pm (sevgili gunluk)

Her ay bilumum moda ve kadın dergilerini satın alıyorum günlük.Neredeyse her gün Gül Sokaktan vitrinlere baka baka geçiyorum.Fashion Tv bile merceklerim televizyon bana kaldıkça,ama yıllardır itinayla geliştirdiğim moda anlayışım bir türlü günlük hayattaki kombinasyonlarıma yansımıyor.Teoride ne ne ile giyilir,sezon trendleri nelerdir,hangi renk modadır,hangi aksesuarlar revançta,sienna miller en son çamurlu festival fotoğrafında hangi ucubik pantolonla poz vermiştir falan hepsini sular seller gibi biliyorum,ancaaaakkkk pratikte Hatay pazarından 10 milyona aldığım çiçekli elbisemle kocaman deri çantamı takıyorum,sonra elbiseyi kocaman kırmızı bi kemerle iyice katledip,boynuma çok şık bir fular dolayabiliyorum,altına da Stan Smith giyebiliyorum.Haftanın rüküşü seçilebilirim işte o an!Ama tasarımcıları intihara sürüklemekte kararlıyım.Ayrıca skinny jean giymek için daracık kalçalı,incecik bacaklı olmak gerektiğine de itirazım var.Ben büyük mutlulukla pofuduk bacaklarıma aldırmadan dar paçalı,kocaman popoma aldırmadan dar kesimli kotlar giymekte ısrarcıyım.(hem ben fıstık gibiyim.asıl kate mossta korkunç duruyor skinny’ler.)
Yine Bershka’dan çiçekli böcekli incikli boncuklu birsürü tişört aldım.Adicolor Süperstar’lardan almak üzere çıktığım alışveriş turundan da Nike’ın şu modelini alıp döndüm.Aynı ayakkabıdan ev arkadaşım da aldı.Zaten genelde beraber alışverişe çıktığımızda aynı şeylerden alıp geri dönüyoruz.Bununla da kalmıyor,illa ki aynı şeyleri aynı anda giyiyoruz.Gerçi okulda hiç pişti olmadık,ama orda da herşeyden bi tane alıyoruz ortaklaşa giyiyoruz falan sanıyorlar.Halbuki Eda 34 beden,hatta 32 bazen,bense 36-38 bedenim,dolayısıyla yanında bulut gibi kalıyorum Edanın(adı bulut olan bi sevgilim ne güzel olur haa), nasıl olup ta birbirimizin kıyafetlerini giydiğimiz kanaati oluşturduk hiç bilmem.Daha da garibi,başka sınıflardayız,hatta birimiz örgün birimiz ikinci öğretimiz,ortak arkadaşımız da yok,aynı şeyleri giydiğimiz nasıl tespit edildi anlamadım,sormak lazım bizim dedikodu makinelerine.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapılmamış

no romance for me

Nisan 28, 2007 at 2:16 pm (sevgili gunluk, sevgulut)

sevgili günlük,son 10 gündür kendimi kaybetmiş durumdayım.
hani ben,o “ohhh,iyi ki ayrıldık bea,üstümden yük kalktı gibi oldu sanki,aman yaf ne güzelmiş” modundaki şeker insan,ne yapmış olabilir?
tabii ki kaldığı yerden devam edemedi,sevgilisini özledi,ağlayıp zırlama nöbetlerinden birinde onu aradı,ve “yeniden başlayalım mı,ne dersin?” dedi.(bu kısmı biraz abartıp,salya sümük ağlamış,”bananeeaaa ben seni çok özlediiimmmm” de demiş olabilir.”
ama işin asıl magazinsel kısmı bu değil.
aldığım cevap çok hoştu.
ayrı kaldığımız şu kısacık 1 ay içinde unutulmuşum!unutulmuşum da üstüme güller bile koklanmış!
bu acı gerçeği protesto etmek amacıyla rejime giriyorum sevgili günlük.tıptan bulucam kendime.inek,kel.

Kalıcı Bağlantı 4 Yorum

evet,tam olarak bu!

Nisan 20, 2007 at 11:03 am (fotograflarim, sevgulut, youtube'dan arak)

Kalıcı Bağlantı 2 Yorum

durum kritiği

Nisan 11, 2007 at 1:23 pm (sevgili gunluk)

Evde nufus patlaması yaşıyoruz sevgili günlük.Eda’nın ailesi,teyzesi(4),deniz(yurttan oda arkadaşımdı,evinde işler karıştı sokakta kaldı,yurt ayarlanana kadar bizde) ve annesi(2),ben ve eda(2).Yani bizim minnak öğrenci evimiz8 kişi barındırmakta şu aralar.Nasıl olup ta sığdığımıza inan ben de şaşıyorum.Yorgan-battaniyeleri yetirebilmek için edayla geceleri elektrikli kaloriferi yanık bırakarak uyuyoruz benim odada.Ev öğrenci evi olunca,çatal-bıçak,tabak-bardak ta sınırlı haliyle.Yetmiyor!Aynı anda sofraya oturamıyoruz.Banyo sırası diye bişey var mesela!Biz normalde edayla iki kişyken,banyoya beraber girerdik,aynanın karşısına geçer makyajımızı yapardık,oysa misafirlerimiz öyle değil,kuyruk oluştuğu yetmezmiş gibi,giren de kapıyı kitleyiveriyor hemen.Tuvalet desen ayrı bir sorun!tek bir tuvaletimiz var çünkü ve şu ara hali harap…Tuvalet kağıdı yetişmiyor!
İşin komik tarafı,günlük,bir atasözü vardır herkesin bildiği:Misafir misafiri istemez,ev sahibi hiç birini istemez! İşte böyle de bi durum söz konusu şu an.Çağla ve annesi Denizlere bakıp öfüldedikçe Edayla bakışıp gülüşüyoruz.

Kalıcı Bağlantı 2 Yorum

Nisan 5, 2007 at 12:40 am (sevgili gunluk)

Canı sıkılan bir insanın çok az alternatifi vardır çünkü muhtemelen yalnızdır-ki can sıkıntısının sebebi de budur zaten- ve sen de takdir edersin ki yalnız başına çok fazla eğlenemezsin.Yalnız yapamayacağın çok fazla şey var.Mesela futbol oynayamazsın,tenis de oynayamazsın,tango yapamazsın.Telefonda konuşamazsın.Dedikodu yapamazsın.Ama yalnız yapabileceğin çok şey var.Kafanı dinleyebilirsin,hayal kurabilirsin-sesin kötü ols bile- şarkı söyleyebilirsin,ne bileyim abuk subuk hikayeler uydurabilirsin.Acaba yalnız olmak mı daha iyidir yoksa olmamak mı…Karşılaştırılması zor iki seçenek.Gene de ben hayatımda ikinci bir kişi olmasını tercih ederdim.Bu iyi bir dost olabilir,bir sevgili olabilir,bir evlat olabilir,çünkü başka birine yaslandığında hayatla mücadele etmek daha kolaydır.neyse.

Kalıcı Bağlantı 3 Yorum

alkışlarınızla…FAATİ!

Nisan 4, 2007 at 1:02 pm (fotograflarim, youtube'dan arak)

ben nasıl büyük adam olucam?

Kalıcı Bağlantı 8 Yorum

yüzsüzlükte son nokta:

Nisan 2, 2007 at 6:26 pm (sevgili gunluk)

hıhım,hırsızımla msn’de konuştum!!!

Kalıcı Bağlantı 2 Yorum

Burdur’un ceviz ezmesi

Nisan 2, 2007 at 8:47 am (sevgili gunluk, yedim/ictim)

Edo’nun anne-babası geldiler Burdur’dan,evde bize bir ilgi-alaka var ki sorma günlük.Bütün gün miss gibi yemek kokuyor ev,bulaşık derdi yok,çayı kim demleyecek kavgası yok,mıymıntı kapıcının meymenetsiz suratını görmek yok! Hele ki Ali Amca elinde meyve dolu torbalar,et,tavuk paketleri ile geldikçe önünde diz çöküp secde edesim geliyor mutluluktan.En son ne zaman makarna dışında birşey pişirdiğimizi düşünüyorum da,hatırlayamıyorum.Sofra kurşumuzu,yemeklerden sonra bulaşık yıkamak için yalancıktan “ben yıkıcam bulaşıkları,hayatta olmaz Gülcan teyza” diye birbirimizi yiyişimizi bir görsen günlük,bu kızlar aile evinde gibi yaşıyor,hergün yemek pişirip bulaşık falan yıkıyorlar dersin.Çağla da arasıra göz kırpıp, “yemezler” diyor zaten.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapılmamış

ÇARKLER TERSİNE DÖNMEYE BAŞLADI SANIYORUM

Nisan 2, 2007 at 8:33 am (sevgili gunluk, sevgulut)

Bütün hafta sonu boyunca başıma kötü birşey gelmedi.Aksine,mutlu,huzurluydum bile. Cuma günü gayet normal,büroda koşuşturdum,telefonları bağla(yama)dım,fax çek(eme)dim,Corpus’tan içtihat buldum,icramatikten föy bulup not filan yazdım,yani yapmak için hukuk okumamın gerekmediği birsürü iş,hiçbirşey bilmediğim için bana hiçbir iş vermiyorlar.
Akşam okula uğradım,maddi hata dilekçemi verdim,kaportasını çizmek üzere her yerde usulcünün arabasını aradım,yoktu.
Cumartesi hava ne iğrençti değil mi?Fransızca kursumda sınavım vardı,inleyerek uyandım(07.00)Dışarı baktım,ıyyk yağmur diye çığlık attım,sulara bata çıka yürüyeceğimizi bildiğimizden edayla uzun iğrenç çizmelerimizi giydik,paçalarımızı da (evet evet yaptık) içine soktuk.Kurs korkunç biliyor musun günlük,çünkü bütün sınıfım liseli,13-15 yaşlarında hatta ve hepsi şakır şakır fransızca konuşuyor.Ben ise bütün gün dinlemedeydim,ara sıra Mme Güzin dürtüp “miss marttle” dedikçe yerimden sıçrıyor,”ha,ne,evet,c’est vrai”diyip tekrar uyuklamama döndüm.Son ders de kaçtım zaten.
Konak Pier’e gittim,Music&lyrics’i izledim.Film çoooooğğğğkkk romantik ve “amaaaannn üfff” kategorisindeydi ama ruh halim çok müsaitti biliyorsunuz,içimi çeke çeke izledim.
Dondurmam Gaymak’ın senaryosunu aldım,Mandolin’de cam kenarındaki deri koltuklara oturdum,kah kitabımı okudum,kah denize baktım,ama yağmurluydu ya hava,deniz gıpgri,insanın moralini bozuyor.
Dinlendim ve mutluyum yani.Hırsızdan hala haber yok,eski sevgilim birkaç kez aradı ve ben bu akşam İstanbula gidiyorum.Evet,gelişmeler bu kadar.

Kalıcı Bağlantı Yorum yapılmamış