HAYATIM BERBAT//KARADENİZDE GEMİLERİM BATTI!

Mart 29, 2007 at 6:14 pm (sevgili gunluk, sevgulut)

Bu kadar karamsar olma missmarttle.
yok ya!
“başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemek” diye birşey vardır ya…
Hah,işte o benim!
Son 10 günde neler yaşadım günlük,ah,neler,bir bilsen! (bloguma “günlük” diye mi hitap etmeliyim,yoksa direkt olarak okuyucularıma(!) mı seslenmeliyim,henüz şüphelerim var.)
Lanet,geri zekalı sevgilime yol vermemle başladı.(gerçi esasa girildiğinde kim kime yol verdi aslında orası tartışılır.) Her seferinde olduğu gibi,”ben senle evlenmicem zaten,git hadi,sevmiyorum seni artık,başkasını bulcam kendime,daha zengin ve daha yakışıklı birini,nihahahhohh” şeklinde ayrılmış olsak ta,bir deno&ekho klasiği,3 gün sonra pişman olup da yalvarmalar,sabahlara kadar telefonda konuşmalar,çiçeklerle karşılanmalar falan yaşanmayınca,bir şüphe kapladı içimi.Niye aramıyodu beni bu sefer! Lan harbiden terkettim gittim mi sandı acaba? Yoksa o da bekler miymiş bitireyim de kurtulsun diye… Şeklinde pişmanlıklar ve vicdan azapları dolu günler yaşamaya başladım.Her karşılaşmamızda bende bi pozlar, “oh iyi oldu kurtulldum senden,böyle daha mutluyum,hıh” halleri falan ama,adamda tık yok! Memnun yani halinden!

Sonraki birkaç gün içinde,yemeğe vurdum kendimi.Her sabah tartılıyorum,olamaz,600 gram daha almışım,kemerde bi delik ileri gitmişim, kotlarım dar gelir olmuş! Bu böyle devam edemez dedim kendime. Dedim ve migrosa doğru yola çıktım. İşte kendime 3-5 kutu brunch alacağım,etiform,kıtır dilim,iğrenç kokulu form çayları falan,birkaç hafta onlarla beslenip innnncecik olacağım,bütün erkekler bana hayranm olacak,deniz efendi de çatır çatır çatlayacak hesapta. Alışveriş sepetimi bir Stepford kadını edasıyla ite ite reyonları gezdim,sepetimi doldurdum,hatta dayanamadım,diyabetik çikolatalarımdan birini açıp yemeye bile başladım.Kasadaki kız son olarak yenmiş çikolata çöpümü de kasadan geçirince,en sevimli gülümseyişimle bankamatik kartımı uzattım.Kız kartı pos makinasına soktu,bekledi,cık cık yaptı,bir daha soktu,yine bekledi,yine cık cık yaptı,kartımın manyetik alanını bantlayıp tekrar denedi,cık cık yaptı,bana dönüp,”Kartınızın manyetiği bozulmuş küçükhanım” dedi.Ve dünya başıma yıkıldı sevgili günlük.Bankamatik kartımın manyetiğinin bozulması demek,bankadan yenisini istetip teslim alacağım 20-25 gün içinde hiç para çekemeyeceğim demekti.Hiç para çekememem demek, bütün harcamalarımı kredi kartıyla yapacağım demekti.Böylelikle kredi kartı borcum, HSBC’nin, “hakkınızda icra takibi yapılacaktır” mesajına kadar sağdan bir sıfır daha kazanacaktı.Yıkılmıştım! Ayrıca “eh,ben bunları bırakayım o zaman” diyerek kasadaki kıza da rezil olmuştum.
Sevgili babacığımı arayıp durumu bildirdiğimde Nuri Alço kahkahasıla karşılaşacağımı tahmin etmiyordum.Bir tokat da ordan yedim! “Son zamanlarda çok para harcamaya başladın kızım,iyi oldu bu,ben sana haftalık yollarım bir süre,azar azar,anneannene gider alırsın” dedi.Bir kez daha yıkıldım!Zira her haftasonu aile saadeti yaşamak zorundayım artık :(
Üçüncü harika(!) event,evimize hırsız girmesiydi!Veeee,sadece ve sadece bana ait olan şeyleri çalması!Yok yani,niye edanınkileri de çalmadı diye üzülmüyorum da,bilgisayarım gitti,bütün fotoğraflarım,videolarım,son paralarım,ve ilginç olan,altın yüzüğümü,kameramı falan almamış,başka elektronik zımbırtılarımız da vardı evde,onları da almamış,bi tek laptop ve para.Haa bir de,edanın,5 ve 10 kuruşlardan oluşan,toplam 3 milyon değerinde,bir avuç parası.ona çok güldük zaten.Hırsız eve hiçbir zorlukla karşılaşman girdiği gibi,geri dönmeyi planlamış olacak ki,duvarda asılı yedek anahtarımızı da almış giderken.Parmak izi alan ekip evin her yerini iğrenç simsiyah toz yaptı.Silerken ıslanıp çamur gibi oluyor ayrıca.İfadelerimizi verdik,bi bardak soğuk suyumuzu içtik,kilidimizi değiştirdik,uyumaya korkup sabah kadar kral tv izledik dün gece.
Son olarak da bu sabah para çekmeye okula gittiğimizde(zaten sadece bu sebepten uğruyoruz okula) bi de baktım ki ne göreyim?Usul mazeretleri açıklanmış!!Tabi ben 80 falan bekliyorum ya,gerine gerine öğrenci işlerine girdim.”haaa,miss marttle,27 almışsın sen” dediler.”kaç” diye sordum,ama bir sorudan çok bir çığlıktı sesim.”27″ dediler aynı ifadesiz suratla.Ağzını burnunu dağıtıp suratına “ananı siksinleeeeeerrr” diye bağırmak üzere her yerde hovayı aradım ama bulamadım.Odası da her sınav sonrası olduğu gibi kitliydi.Yarın bulup dövücem.
İşte böyle günlük.Bir genç kızın gizli defteri formatında yazdığımın farkındayım.Ama inanki gerçekte bu kadar ebleh değilim.Hatta sevimli bi kızım ben.Güzelim de.Biraz sıkıcı olabilirim zaman zaman.Çoğu zaman.Amaaaan.üf.

Kalıcı Bağlantı 3 Yorum

First post

Mart 28, 2007 at 10:10 am (sevgili gunluk)

Blogu açtım,güzel.
Eee,yazacak birşeyim yok!

Kalıcı Bağlantı Yorum yapılmamış